Oluşan gerilmeler sonucunda yer kabuğunun belirli bir derinlikte kırılması olayına deprem denir. Depremin büyüklüğü ise kırılan yüzeyin büyüklüğüne bağlı bir parametredir. Depremin büyüklüğü deprem sırasında açığa çıkan enerjinin bir ölçüsü olarak tanımlanabilir.

Depremin Büyüklüğü (Magnitüde) Nedir?

Amerika Birleşik Devletlerinden Prof. C. Richter tarafından 1930 yıllarında bulunan bir yöntemle depremlerin aletsel bir ölçüsü olan “Magnitüd” tanımlanmıştır. Prof. Richter, episantrdan 100 km. uzaklıkta ve sert zemine yerleştirilmiş özel bir sismografla  kaydedilmiş zemin hareketinin mikron cinsinden (1 mikron 1/1000 mm) ölçülen maksimum genliğinin 10 tabanına göre logaritmasını bir depremin “magnitüdü” olarak tanımlamıştır.

Depremin büyüklüğüne somut olarak örnek verecek olursak; Magnitüd(M)=2,0 büyüklüğünde bir deprem, yeryüzünün derinliklerinde yaklaşık bir futbol sahası büyüklüğünde bir kırığın meydana geldiğini gösterir. Depremin büyüklüğü bir birim artarsa, yani M=3,0 büyüklüğünde bir deprem oluşmuş ise, yaklaşık 10 futbol sahasına eşit bir alanın kırılmış olduğu anlaşılır.

Depremin Büyüklüğü Nasıl Ölçülür?

Deprem sonucunda oluşan kırılmalar genellikle yer kabuğunun derinliklerindedir. Ancak büyük depremlerde kırılmalar yüzeye kadar ulaşarak fay kırıklarını meydana getirir. Depremin büyüklüğü kırılmanın boyutuyla orantılı olduğundan, kırılmanın yüz ölçümü hesaplanmak zorundadır.

Bir deprem olduğunda, derinlerde oluşan kırığı doğrudan gözle görmek mümkün olmadığından, onun yüz ölçümünü dolaylı olarak tahmin etme yoluna gidilir. Bir başka ifadeyle deprem kırığını kendisini görmesek de, onun ortaya çıkardığı etkileri inceleyerek depremin büyüklüğü hakkında bir fikir edinebiliriz.

Buna örnek olarak, birisinin bir havuza tas attığını, ancak bizim taşın büyüklüğünü bilmediğimizi kabul edelim. Taşın havuza düşerken çıkardığı sesi dinleyerek veya havuzda oluşan dalgalanmaların boyutuna bakarak taşın küçük mü, yoksa büyük bir taş mı olduğunu tahmin edebiliriz. Depremin büyüklüğünü kestirmek de tamamen buna benzer bir süreçtir. Deprem de, yer kayseri escort kabuğu içerisinde havuzdaki suya benzer şekilde dalgalanmalar oluşturur.
Yer kabuğunda oluşan dalgalanmaları ölçmek için sismometre dediğimiz aygıtlar kullanılır.

 

 

 

Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, büyüklük hesaplanırken, depremin merkezinin doğru bir şekilde belirlenmiş olması esastır. Havuza atılan taş örneğine dönecek olursak, su üzerinde oluşan dalgaların genliği, kaynak noktasından uzaklaştıkça yavaş yavaş azalır. Bu nedenle, dalgalanmaların genliğini yorumlarken onun ne kadar uzak bir kocasinan escort mesafeden geliyor olduğunu bilmek şarttır. Göz önünde tutulması gereken bir diğer önemli nokta, yer kabuğunun hiçbir zaman havuzun suyu gibi yalın bir yapıya sahip olmaması, katmanlar, kıvrımlar, vb. içeren çok karmaşık bir dokuya sahip olmasıdır. Bu nedenle depremle oluşan yer kabuğu dalgalanmaları yayıldığı yöne bağlı olarak çok farklı değişimlere uğrayabilir. Olası bu bozulmalar göz önüne alınarak, büyüklüğü belirlemek için çoğu zaman tek bir sismometrenin sonuçları ile yetinilmez. Depremi farklı yönlerden ve farklı uzaklıklardan izleyebilmiş birçok sismometre ölçümünün ortalaması alınarak daha güvenli bir sonuç elde edilir.

 

Kaynak: Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, http://www.afad.gov.tr

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz